Tarihçe

sümela manastırı nerededir

Kim?

Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (İ.S. 375– İ.S.395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronius adında iki rahip tarafından kurulduğu düşünülmektedir. 6’ıncı yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından tamir edilmiştir. 

Manastır bugünkü görünümünü 13’üncü yüzyılda aldığı düşünülmektedir. Özellikle 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden  III. Alexios (1349-1390) döneminde manastırın önemi artmış ve İmpratorun fermanlarıyla gelirleri arttırılmıştır. Arından tahta çıkan oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de manastır yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.

meryem-ana-sumela-kilisesi

Neden?

Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (İ.S. 375– İ.S.395) döneminde Barnabas ve Sophronios aynı gün rüyalarında havari Aziz Luka’ı görürler. Ardından birbirlerine habersiz bir şekilde rüyalarını baş keşişe anlatırlar.

Rüyalarında Aziz Luka’ın bir elinde İsa’yı taşıyan Meryem Ana ikonası olduğunu ve kendilerine yeşilliklerin içerisindeki bir yamacın gösterildiğini, buraya da kilise yaparak ikonayı buraya yerleştirmelerini istediğini anlatmışlar.

sümela manatırı nederedir

Nerede?

Rüyalarında gördükleri yer ise Karadeniz kıyılarında dik yamaçlı Trebizond (Trabzon)’da bir vadidir.

Trabzon şehrimizin Maçka ilçesinde yer alan Sümela Manastırı, Altındere Vadisi’ndeki Karadağ olarak isimlendirilen sarp kayalıklara yapılmıştır. Vadiden yüksekliği 300 m’yi bulurken, deniz seviyesinden ise 1150 m yüksekliktedir.

sumela-monastry-how

Nasıl?

Uçsuz bucaksız kayalıkları barındıran vadiye nakış nakış işlenerek yapılmış bu eserin temellerini Barnabas ve Sophronios adında iki keşiş atmıştır. Aziz Luka’ı rüyalarında gören iki rahip Bizans İmparatoru Theodosius’den baş keişik sayesinde gerekli izni aldıktan sonra kayalıkları oyarak kiliseyi yaparken, yardımlarına İmparator’un görevlendirdiği askerlerinde katılınca çalışmalar hızlanmış ve bölge bir yerleşim yeri halini almıştır.

sümela manastırının içinde ne var nasıl gidlir ne zaman kuruldu

Ne Zaman?

Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (İ.S. 375– İ.S.395) temelleri atılan Sümela Manastırı’na verilen önemin 13’üncü yüzyılda arttığı düşünülmektedir. Özellikle 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden  III. Alexios (1349-1390) döneminde manastırın önemi artmış ve İmpratorun fermanlarıyla gelirleri arttırılmıştır. Arından tahta çıkan oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de manastır yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir. 

Bölgenin Osmanlı Devleti’nin kontorolüne geçmesinin ardından Padişahlar diğer manastırların olduğu gibi Sümela’nında haklarını korumuşlardır. 

Özellikle 18’inci yüzyılda manastır yenilenmiş ve yeni fresklerle duvarlara eklenmiştir. 19’uncu yüzyılda yeni binalarda eklenerek bugünkü ihtişamlı görünüme kavuşmuştur.

Sümela Manastırı’nın Hikayesi

Sümela Manastırı’nın yapılışı hakkında pek çok rivayet vardır. Bunların en yaygın olarak bilineni ise şudur:

 

Bizans İmpratoru I.Theodosius huzuruna Patrik Nectarius ve yanındaki iki keşişi kabul etmiştir.

Partik Nectarius “Majesteleri bu iki keşiş (Barnabas ve Sophronius) Atina’daki Daphne Manastırı’ndan geliyor ve sizlere bir konuyu arz edip, hem izninizi hem de yardımınızı talep ediyorlar” der.

İmparator’un izninden sonra anlatmaya başlar…

Keşiş Barnabas ve Sophronius günlük işlerini tamamlayıp, akşam duasına katılmalarının ardından odalarına çekildiler. 

Keşiş Barnabas manastırın kütüphanesinden aldığı az sayıda bulunan kitaptan Meryem Ana’yı ve İsa’nın doğumunu okuyordu. Biraz geçmeden yavaş yavaş üstüne bir rehavet çöktü ve gözleri kapandı. Ardından başı yatağının üstüne düştü. Ne kadar süre geçtiğini farketmedi ama birden odası bir ışıkla aydınlandı.

Karşısında İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka vardı. Kollarında ise üç ikona tutuyordu.

“Barnabas, bu ikona şu anda Karadeniz kıyısında Trebizond’da (Trabzon) Santa Maria Kilisesi’nde bulunmaktadır. Oraya gideceksin.
Sana zor bir görev veriyorum. Göstereceğim yere manastır yapacaksın. Şimdi gözlerini iyi aç ve dikkatle bak.”

Keşiş Barnabas dik yamacı olan yeşillikler içindeki dağları görünce, Aziz Luka sordu, “Gördün mü?”

Barnabas “Evet efendimiz,”

Aziz Luka “Şimdi sana manastırın tam yerini göstereceğim.”dedi.

Birden önünden dağlardan birinin yamacı aydınlandı ve bir süre sonra da manastır şeklini aldı. “İşte bunu yapacak ve ismini Sumela koyup içine bu ikonayı yerleştireceksiniz.”

Birden ışıklar sönmüş ve Aziz Luka’da gözden kaybolmuştu.

Sabah duasının ardından baş keşişin yanına koşan Barnabas “Sizin ile çok özel bir konuyu konuşmak istiyorum” dedi. Baş keşiş ise önce Sophronius ile görüşeceğini ardından kendisiyle görüşebileceği yanıtını aldıktan sonra beklemeye koyuldu. 

Gördüklerini sabırsızlıkla anlatmayı bekleyen Barnabas, Sophronius’un ardından içeri girdi ve rüyasında gördüklerini birbir anlattı. Her cümlesini hayretle dinleyen baş keşiş “Bana hemen Sophronius’u çağırın” dedi.

Her iki keşişi de karşına alan baş keşiş kendilerine çok ulvi bir görev verildiğini ve bunu yerine getirmek zorunda olduklarını söyler. Elbette bunu yapabilmek için İmprator’un izni gereklidir. Bu nedenle Patrik Nectraius’a bir mektupla durumu izah edeceğini ve yardımcı olacağına inandığını söyler. 

Keşişler bu nedenle Konstantinopel’a gelmişlerdir.”

Patrik “… kayıtlarımızı incelediğimiz de bu ikonanın Trebizond’daki kilisemizde olduğunu gördüm. Durumu size arz etmek için onları alıp geldim,” diye devam etti.

İmparator I.Theodosius sordu. “Trebizond’a gittiğinde rüyanızda gördüğünüz yeri bulabileceğinize emin misiniz?”

 

Keşiş Barnabas, “Majeste Aziz Luka bize kilisenin yapılacağıo yeri o kadar net gösterdi ki karıştırmamız mümkün değil,” dedi.

İmparator I.Theodosius, kendilerine gerekli izin ile maddi ve manevi destekleyeceklerini söyler. 1 hafta sonra Patrik Nectarius’a veda eden ikili İmparator’un Trebizond Valisi’ne yazdığı mektubu alarak 1.5 ay sürecek yolculuklarına çıkarlar.

İmparator’dan aldıkları mektubu Trebizond Valisi’ne ulaştırırlar. Vali, iki keşişin yanına 50 adamını verdi. Yola çıkan keşişlere adeta bir güç yardım etmekteydi. Sonunda bugün Trabzon şehrimizin Maçka ilçesinde bulunan Altındere Köyü yakınındaki Panagia Deresi’ne ulaştılar. Etrafı incelediklerinde ise rüyalarına giren Mela Tepesi’ni gördüler. Hiç vakit kaybeden kayaları o günün teknolojiyle oymaya başladılar. Ardından İmprator’un emriyle bölgeye yerleşim yerleri kurularak önemi arttırıldı.

Çalışmalar tam 9 yıl sürdü. Bu emeğin karşılığında kayaların içinde bir kilise bölümü, bir mutfak ve yatma yerleriyle Panagia Sumela veya Theotokos Sumela veya Sümela Manastırı kurulmuş ilk görevlileri ise Barnabas ve Sophronios olmuştur.

6’ıncı yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini emretmesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından tamir ve genişletilme işlemleri gerçekleştirilmiştir.

1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden  III. Alexios (1349-1390) döneminde manastırın önemi daha da artmış ve İmpratorun fermanlarıyla gelirleri arttırılmıştır. Arından tahta çıkan oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de manastır yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.

Bölgenin Türk yönetimine geçmesinin ardından Osmanlı Padişahları’da manastıra gerekli önemi vermiş; yenileme ve ek bina işlerine destek olmuşlardır.Fatih Sultan Mehmet ve diğer padişahların manastırla ilgili fermanları olduğu bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim ise iki şamdan hediye etmiştir.

Özellikle 18’inci yüzyılda manastır yenilenmiş ve yeni fresklerle duvarlara eklenmiştir. 19’uncu yüzyılda yeni binalarda eklenerek bugünkü ihtişamlı görünüme kavuşmuştur.

Manastırda İncil’in yazarlarından Aziz Luka ait üç Panagia ikonasının 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında kaçırıldığı düşünülmektedir.